28 Eylül 2020 Pazartesi
VİRGİNİA WOOLF '' KENDİNE AİT BİR ODA ''
26 Ağustos 2020 Çarşamba
CHARLES DİCKENS ''OLİVER TWİST''
#CharlesDickens 📚
#OliverTwist 📖
19. yüzyıl İngiliz Edebiyatı'nın realist yazarlarından olan Charles Dickens aynı zamanda romantizm akımından da etkilenmiştir, eserlerinde yer verdiği kahramanları hayatın içinden seçmiş, yoksulların basit, burjuvanın yüzeysel yaşamlarını ustaca betimlemelerle işleyerek toplumsal sorunları irdelemiş ve sosyal konular üzerinde analizlerde bulunmuştur. Sanayi Devrimi sırasında çekilen acıları ve yoksulluğu gerçekçi bir bakışla anlatmıştır.
Charles Dickens, Oliver Twist'te dönemin taşra ve kent yaşantısını, yoksulluğun insan ruhunda açtığı derin yaraları, etkileyici bir uslupla betimleyerek, iyiliğin mükâfatını, kötülüğün bedbahtlığa yol açışını keskin bir şekilde sunmuştur.
Roman dönemin fakirhanelerinin ve yetimhanelerinin içler acısı durumunu ve orada çalışanların yozlaşmışlığını gözler önüne serer, kurumların yetersizliği ve toplumsal kötülüklerin eleştirisi yapılarak, Londra'daki yaşam üstüne ayrıntılı bilgiler verir. Londra’nın köhne yerlerinin panomamasını sunan eser, suç bataklıklarının genel görünümü, sokak çocuklarının perişan halleri ve yankesicilerin korkunç hayatının portresidir.
Oliver Twist'de anlatıcı her şeyi bilen üçüncü tekil şahıstır. Olaylar ve kişilik analizlerini ironiyle anlatırken iyi karakterlere karşı sempatik, kötü karakterlere karşı alaycı bir dil sergiler ve toplumsal eleştiriye yönelir/yöneltir.
Romanın kötü karakteri olan "Yahudi" olarak da bahsedilen gözünü para bürümüş Fagin, antisemitizm eleştirilerine neden olmuştur. Oliver ise toplumda iyi olan her şeyi temsil eden baş karakterdir.
Oliver Twist, kötüyle iyinin savaşında kaybedenin kötüler olduğu ve kendi kötülükleri tarafından yok edildiğinin, iyilikseverliğin, güzel ahlakın ve erdemin, eninde sonunda mutluluk getirdiğinin ve ödülledirildiğinin altını çizer. Eser yokluk ve varsıllığın çatışmasından ziyade iyi ve kötünün muharebesi olarak nitelendirilebilir.
ALTINI ÇİZDİĞİM SATIRLAR 📝
* Oliver Twist, giyim -kuşamın ne derece önemli olduğunun öyle güzel bir örneğiydi ki! Şu âna kadar sırtındaki tek şey olan battaniyenin içinde, bir soylu çocuğu da olabilirdi, bir dilenci de! En burnubüyük bir yabancı bile onun soyunu sopunu belirlemekte güçlük çekerdi... Ama şimdi, hep aynı iş için kullanmaktan sararmış, eski basma giysilere sarılmıştı ya, damgalanıp etiketlenmiş oldu ve osaat toplumdaki yerine oturuverdi: Yoksullar evinin bir öksüzü... Bağışla büyüyecek olan çocuk... Karnı hiçbir zaman tam doymayacak, ömrü sille tokat yiyerek oradan oraya sürünmekle geçecek olan fazlalık, aşağı görülen bir yaratık ki, toplumca horlanacak ve kimseden güler yüz görmeyecek.
* Bu çatı altındaki çocukluk yıllarının karanlığını ne bir tatlı söz, ne de bir candan okşayış aydınlatmıştı.
* Doğaya ve insanlara bakıp bakıp da her şeyi karanlık ve karamsar gören insanlar haklıdır. Ne var ki bu karanlık ve karamsarlık onların kendi ruhlarının ve görüşlerinin rengini yansıtır. Gerçek renkler inceliklidir. Seçebilmek için daha açık bir görüş ister.
* Çevremizdekilere karşı davranışlarımızda dikkatli olmamız gerek. Çünkü her ölüm geride kalan bir avuç kimseye öyle düşünceler miras bırakır ki yapılabilecekken yapılmamış, unutulmuş, boşverilmiş şeyler... Onarılabilecek halde onarılmamış kırgınlıklar, giderilmemiş eksiklikler... İnsan için bunlardan daha acı bir düşünce olamaz! Hiçbir pişmanlık, iş işten geçtikten sonra duyulan pişmanlık kadar acı değildir. Kendimizi acıdan korumak istiyorsak bütün bunları vaktinde anımsayalım.
* Koca yeryüzünde yapayalnız olduğunu çocuk ilk kez kavradı ve bu duyguyla yüreği darlandı.
ALEKSANDRE DUMAS '' MONTE KRİSTO KONTU'
Monte Kristo Kontu, Fransız asıllı romancı Alexandre Dumas’nın başyapıtlarından biridir. Kitabın konusu 1800'lü yıllarda Fransa’da gercer. Olaylar Tepedelenli Ali Paşa’nın Balkanlarda, Napolyon’un ise Fransa’ya hâkim olduğu yıllarda geçmektedir.
Macera romanı olan eserin kesin teması intikamdır.
Monte Kristo Kontu, Türk edebiyatındaki ilk çeviri romanlarından birisidir.
Alexandre Dumas'nın dehasının kanıtı olan kitapta yazarın engin bilgi birikimi derinlemesine yansır.
Bir romandan çok daha fazlası olan eser; insanların birbirlerine karşı acımasız planlarına karşı hazırlıklı olmayı, başarının mücadele, bilgi, sabır ve dirayetle olacağını, herkesin hayatında kendini adadığı, ulaşmak için uğraşıp didindigi bir şeylerin olduğunu ve bunları elde etmenin en büyük faktörünün sabırla mücadele vermekten geçtiğini, özgürlüğün vazgeçmemek ve başarmakla elde edildiğini, zorlu ve de yıkıcı yolların istikrarla aşılabileceğini derin felsefi sözler barındırarak anlatan ve açıklayan ders niteliğinde, kişilik geliştiren bir kitaptır.
Eser, genç ve toy zamanlarında insanların kıskançlıklarından ve çıkarlarından ötürü maruz kaldığı iftira ve oyunlardan dolayı hapse düşen denizci Edmund Dantes’in, emekleriyle mutluluğu yakaladığı sırada kararan hayat hikayesini ve zindanda geçirdiği yıllarda tanıştığı bilgenin,onu eğitmesiyle baskalaşmasını ve mücadelesini konu alıyor. Kaybettiği yılların cezasını sorumlularına ve onların yakınlarına yönelten Edmund Dantes, ilahi adaleti yeryüzünde ararken, yaşadıkları ve bilgeliğiyle okuyucuya eşsiz dersler sunar. İntikam tutkusunun sınırını aştığı zaman yol açtığı felaketleri de gözler önüne serer.
ALEXSANDRE DUMAS
ALEXANDRE DUMAS
Baba "pere" Alexandre Dumas, 24 Temmuz 1802'de Fransa'da doğdu.
Alexandre Dumas’ın isminin “baba” kelimesi ile birlikte anılmasının nedeni oğlu ile aynı ismi taşıması ve oğlunun da bir yazar olmasıdır.
Alexandre Dumas noter katipliği, Dük sekreterliği gibi çeşitli işlerde çalışmıştır. Tiyatroya yönelmiş ve oyun yazmaya başlamıştır. “Av ve Aşk" adlı oyunu bir arkadaşının yardımı ile tiyatroda sahnelenmiştir.
Babası bir general olan Alexandre Dumas babasından duyduğu devrim hikayelerinden esinlenerek tarihi romanlar yazmıştır.
Rusya’da yaşadığı yıllarda Rusya ile ilgili bir gezi kitabı yazmıştır. Daha sonra İtalya’ya geçmiş ve İtalya’nın ünlü İndipendente isimli gazetesini çıkarmıştır.
Alexandre Dumas, Auguste Maquet
ile beraber 10 yılda aralarında Monte Kristo Kontu ve Üç Silahşörler'in de bulunduğu 15'e yakın roman yazdılar. 1840 senesinde başlayan bu birliktelik çıkar çatışması sebebiyle 1858'de Maquet' nin Dumas'ya açtığı dava ile son buldu. Davada Maquet tazminat kazanır, romanların isim hakkı Dumas'da kalır.
Üç Silahşörler eserinde kullandığı “Birimiz Hepimiz, Hepimiz Birimiz İçin” sözü tüm dünyada hala kullanılmaktadır.
Başlarda oyunlarıyla tanındı fakat kalıcılığını romanlarıyla sağladı.
Romantik Fransız edebiyatının önemli sanatçılarındandır. Romanlarının anlatımındaki canlılık, sürükleyicilik etkileyicidir. Tarihi konuları işlemiş, serüven romanları yazmıştır.
Alexandre Dumas, 5 Aralık 1870'de Fransa'nın Yukarı Normandiya bölgesinde Dieppe yakınlarında yaşamını yitirdi.
Fransa’nın yetiştirdiği en önemli yazarlardan olan Alexandre Dumas, Victor Hugo ve Emile Zola gibi büyük yazarların yanına taşınan küllerinden sonra hak ettiği değeri görmeye başlamıştır.
Başlıca Eserleri:
Napoléon Bonaparte
Monte Kristo Kontu
III. Henri ve Sarayı
Üç Silahşörler
Demir Maske
Son Şövalye
Siyah Lale
Anılar
ALTINI ÇİZDİĞİM SATIRLAR 📝
* Mutluluk o büyülü adalarda kapılarını ejderhaların koruduğu saraylara benzer âdeta. Ona sahip olmak için mücadele etmek gerekir.
* Günümüzde silahlar susuyor, cübbe itibar görüyor; bu hususta derin anlamlar içeren Latince bir deyiş vardır.
"Gedant arma togae" (silahların yerini cübbeler alsın).
* İnsanın özel yaşamında munis, ticari ilişkilerinde dürüst, mesleğinde birikimli olsa da siyasi anlamda büyük bir suçlu olabileceğini bilirsiniz.
* Keder kapıyı kapayınca uzaklaşmaz. Yaralı, Vergilius'un sözünü ettiği ölümcül ok gibi onu beraberinde taşır.
* Kulaklarının arkasında bir tüyle, yürek yerine bir mürekkep hokkasıyla doğan o hesapçı kişilerdendi; onun için bu dünyada her şey çıkarmayla ya da çarpmayla ilintiliydi ve bir insanın azaltacağı toplamı artıran bir rakam, onun için o insandan daha değerliydi.
* Rüyanızda yedi semiz ve yedi sıska inek mi gördünüz?
Hayır majesteleri çünkü böyle bir rüya yedi yıllık bir bolluk ve yedi yıllık bir kıtlık anlamına gelirdi.
* Nasıl büyük insanlar varsa büyük sözler de vardır.
* Siyasette insanlar değil düşünceler, duygular değil çıkarlar söz konusudur; siyasette bir insan öldürülmez, bir engel ortadan kaldırılır, hepsi bu.
* Yeminini çiğneyecek kadar alçalmaktan korktuğu için, gönüllü Tantalos gibi, yemeği istemsizce ağzından uzaklaştırıyordu.
* Bütün belirsiz ve kavranamaz düşünceler, belki de bir hanesinin fazlalığıyla insanı hayvandan üstün kılan bu mükemmel satranç tahtasındaki yerlerini alıyorlardı. Düşünebiliyor ve düşüncesini akıl yürüterek pekiştirebiliyordu.
* Tarih çalışmaları en sevdiğim meşguliyetim. Geçmişe döndükçe bugünü unutuyorum; tarihte özgür ve bağımsızca yol alırken, tutuklu olduğumu hiç hatırlamıyorum.
* Öğrenmek bilmek değildir; bilenler ve bilgeler vardır: Bilenler hafızalarından, bilgeler felsefeden yararlanır."
"Ama felsefe öğrenilmez mi?"
"Felsefe öğrenilmez; felsefe edinilen bilgilerin onları uygulayan dehada bir araya gelmesi, İsa'nın cennete yükselmek için ayağını bastığı parlak buluttur."
* İtalyanca s'accommodi sözcüğünün çevrilmesi mümkün değildir; aynı zamanda gelin, girin, hoş geldiniz, evinizdeymiş gibi davranın, ev sahibi sizsiniz, anlamlarına gelir. Bu sözcük Moliére'in, içeridiği onca anlamla Kibarlık Budalası'nı çok şaşırtan o Türkçe cümleye benzer.
((Not : Cleonte'un söylediği"Bel-men" kaydediliyor. Türkçe bilmem'in bozulmuş halidir. Covielle bu bu ifadeyi şöyle tercüme eder: "Hemen gidip merasim için hazırlanın, sonra da kızınızla konuşup evlilik işini nihayete erdirin." M. Jourdain bu kadar kısa bir cümleyle bunca şey anlatılmasına şaşırır. Covielle de cevaben Türk dilinin az sözle çok şey anlattığını söyler. ( IB. Perde, 4. Sahne) )))
* Nefretin gözü kördür, öfke bilinçsizdir ve intikamı kadehine dolduran zehirli şerbeti içmeyi göze alır.
*Bilgilenmek için seyahat edilir; mekân değiştirmenin amacı görmektir.
*Nestor kadar bilge, Ulysses kadar temkinlisiniz ve Kirke'nizin sizi herhangi bir hayvana dönüştürmesi için ya çok becerikli ya da çok güçlü olması gerekecek.
*Size onun hayatla dalga geçen ya da edebiyatın değerini bilemediği zavallı bir adam olduğunu söylerdim; gerçekten de bu sabah Didier'ye ya da Antony'ye yaraşır iki üç saptamada bulundu.
*Görünürde büyük bir inceliğin izlerini taşıyan sözlerindeki ironiyi sezmek için Oedipus ya da Sfenks olmak gerekirdi.
* Belirsizlik şüphe demektir ve bilgenin dediği gibi, şüphe karşısında temkinli olunmalıdır.
* Doğulular bildiğiniz gibi dünyada iki şeye önem verirler: Atların soyluluğu ve kadınların güzelliği.
*Mutlu olması için tek bir şeyden yoksun
9 Haziran 2020 Salı
Dante'nin Ahireti " DANTE "İLAHİ KOMEDYA"
İlahi Komedya, İtalyan ozan ve siyasetçi Dante Alighieri'nin 7 Nisan 1300 Perşembe gecesi başlayan, 14 Nisan 1300 Perşembe öğleden sonra sona eren ahirete yaptığı düşsel yolculuğu anlattığı destansı eseridir.
İlahi Komedya; Cehennem (Inferno), Araf (Purgatorio) ve Cennet'e (Paradiso) yaptığı hayali yolculuğu anlatan epik şiiri toplam 100 kantodan oluşur.
Dante’nin ahireti; İslam, Musevilik ve batı Hıristiyanlığında yer alan üç mekâna sahiptir: Cehennem, Araf ve Cennet.
Dante'nin ahiretinde Cehennem; ölümcül günah işleyenlerin evi, Araf; suçlarının cezasını çekip cennete gidecek olan günahlıların yeri, Cennet; günahsızların evi olarak nitelendirilmiştir.
Dante okuyucuyu ölüm sonrası yolculuğun macerasına çıkardığı bu seyahati 35 yaşında, yani "insanın olgunluğa eriştiği yaşam yolunun ortasında" gerçekleştirir.
Dante'nin amacı insanlara doğru yolu göstermek ve günah işlemelerini engellemektir.
Dante, evreni Ptolemaios'un görüşüne göre tasarlar. Dünya evrenin merkezidir ve sabit durur. Dünyanın çevresinde dönen 7 gezegen " Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn" vardır. Gezegenler iç içe geçmiş 7 gök içinde döner. Yedinci gökten sonra yerinde sabit duran yıldızların bulunduğu 8. gök vardır. Göğün 9. katında gezegenlerin dönmesini sağlayan İlk Devindirici yer alır. Göğün en yüksek katı olan 10. kat "Arş- ı Âlâ" Tanrı'nın ve kutlu ruhların yeridir.
Cehennem ve Araf boyunca Dante'ye
İmparator Augustus döneminde yaşamış, insan aklını simgeleyen Romalı şair Vergilius rehberlik ederken Araf'ın tepesinde Vergilius bu görevi Dante’nin
"Yeni Hayat" kitabında ölümsüz aşkını anlattığı sevdiği kadın olan mukaddesliği simgeleyen Beatrice’e bırakır. Beatrice Dante’ye rehberlik ederek onu semaya, ilahi ışığın kaynağına ulaştırır.
İlahi Komedya'daki bölümler sayı ve simetri ile oluşturulmuştur. En üstte en fazla günahlıların olduğu yerde çoğunluk vardır.
Dante ilk olarak Cehennem'i gezer ve gözlemler.
Cehennem 9 katlıdır. İlk katında tarihin en önemli düşünürleri bulunur. Burada ceza yoktur. Sadece acısız bir maraz içindedirler. Cehennem'deki en büyük ceza 9. kattadır. Burada İsa’yı ihanet eden Yahuda bulunur.
Buzlarla kaplı olan Cehennem iç içe dokuz kattan oluşan ve aşağı doğru inildikçe cezaların da arttığı bir dairedir.
İlk sahnede arzın derinliklerindeki cehenneme "Inferno" doğru yol alırken mitolojik karakterler ve tanınmış eski güçlü insanlar ile karşılaşır. Sonra Araf’a "Purgatorio" tırmanırken eski ileri gelen kişilerle konuşur. Bu kişiler cennete "Paradiso" girmeden önce Araf’ta beklemektedirler.
İçinde yaşanılan dünyanın altında yer alan cehennem bir huni şekilli dehliz biçimindedir ve merkezinde isyankâr melek İblis "Lucifer" bulunur. İnişlere ayrılmış uzun daireler şeklinde darlaşan taraçalarla arzın merkezine varır. Arzın tam merkezinde bulunan İblis "Lucifer" aynı zamanda kâinatın da merkezindedir. Burda sembolik olarak İblisin "Lucifer" "cennetten" en uzaktaki yaratık olduğu anlatılmak istenir. Aşağıya indikçe günahlar ve azaplar artar. Dokuz kat veya daire içinde cehennemin müthiş korkunç safhaları gösterilir. Cehennem, İsa'nın yaşamış olduğu kutsal Kudüs şehrinin altındadır.
Her katta Dante'ye göre tasvip edilmeyen bir yaşam sürmüş şairler, yazarlar, filozoflar, siyasetçiler, krallar, kraliçeler, din adamları, ünlü tarihi karakterler, tanınmış aile fertleri bulunur.
Sandro Botticelli tarafından yapılan La Mappa dell'İnferno "Cehennemin Haritası" Dante'nin Cehennem'inin en ayrıntılı haritasını çıkaran eser olarak bilinir. Eser, ölümden sonraki hayatın şimdiye kadar yapılmış en korkutucu resmi olarak nitelendirilir.
Cehennem dibe doğru gittikçe daralan dokuz tabakadan oluşur. Her bir kata “cerchio” adı verilir.
Cehenneme girmeden önce Antinferno adı verilen bir bölme vardır. Ne iyilik ne kötülük yapmış insanların ruhlarını barındıran Antinferno, Acheronte Irmağı’na kadar uzanır.
İlk bölüm Limbo’dur. Yani "inferno"ya giriş. Burada günahkar olmayan fakat hristiyan olmadıkları için cennete giremeyen kişilerin ruhları bulunur. Bu kapı önünde ceza yoktur.
Ünlü latin şairi ve burada Dante’ye rehberlik yapan Vergilius, ünlü islam alimleri İbni Sina ve İbni Rüşd gibi önemli isimler Limbo’da yer alır. Bu da Dante’nin bilime olan büyük bir saygısını gösterir. Ve sadece bu dairedekiler ceza almazlar.
*Cehennemin Katları:
1. dairede "vaftiz olmayan ruhlar",
2.dairede "şehvet düşkünleri",
3.dairede "oburlar, açgözlüler "
4.dairede "cimriler ve savurganlar",
5.dairede " gazap veren ağır suçlular",
6 .dairede "sapkınlar",
7.dairede “başkalarına, kendilerine eziyet eden, Tanrı ya saldırıda bulunanlar",
8. dairede " kadın tellalları, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hilebazlar, hırsızlar, ikiyüzlüler, bölücüler, kalpazanlar"
9. dairede " akrabalarına,vatanına, kendilerine iyilik yapanlara ihanet edenler "
bulunur.
Birinci dairedekiler arasında; Kudüs'u Haçlıların elinden kurtaran Salahaddin Eyyubi de yer alır.
* Dante'nin, İslam peygamberi Hz Muhammed ve İslam halifesi Hz. Ali'yi (güya(!)) bozguncu olarak nitelendirmesi, evrensel bir şair olması bakımından kınanacak bir özelliği ortaya koymuştur.
Araf, Lucifer'in dünyaya düşerken açtığı cehennem çukurundan savrulan toprakla oluşmuştur ve Araf'ta üst katlara çıkıldıkça cezalar da azalır. Araf’ta dünyada olduğu gibi gece ve gündüz yaşanmakta ama yağmur, şimşek gibi doğa olayları görülmemektedir.
Araf, Cennet’e çıkabilme umudu taşıyanların yeridir. Dante’nin Araf’a girişinde alnına çizilen 7 “P” harfi, yukarı doğru çıktıkça tek tek silinmektedir. “P” Latince “Peccatum” yani günahı simgelemektedir.
Hıristiyanlıkta iki tür günah vardır: Esas günah ve ölümcül günah.
Esas günaha Latince "peccata capitalia", ölümcül günaha "peccatum mortale" denir.
Cehennemde ölümcül günahları işleyenler vardır.
Dante’nin Araf’ında esas günahları işleyenler vardır.
Dante bir Katolik’ti. Batı Hıristiyanlarında 7 esas günah vardır:
Anger "öfke" , avarice "açgözlülük", envy "kıskançlık", gluttony "oburluk", lust "şehvet", pride "kibir", sloth "tembellik".
Dante, Araf’ta alnına 7 kez yazılan P'nin teker teker silinmesiyle üzerindeki tüm günahlardan kurtulduktan sonra Cennet’te, 10. gök katına Arş-ı Âlâ'ya kadar çıkacaktır.
Cennet'te 10 bölüm bulunmaktadır ve en üst katında "kutsal gülü" oluşturan ruhlar bulunmaktadır.
Dante yolculuğu bitince insanlara gördüklerini anlatarak ve Dante'ye göre insanların içinde bulunduğu sapkın hayatlarından kurtulmalarını sağlamayı amaç edinecektir.
Dante , Komedyası boyunca Homeros'un İlyada ve Odysseia Destanlarından, Vergilius'un Aeneas Destanı'ndan, özellikle Ovidius'un Metamorfoz eserinden mitolojik karakterlere ve olaylara sık sık yer vermiştir.
TURGENYEV "BABALAR VE OĞULLAR"
Panslavist ve Nihilistler
"Babalar ve Oğullar", Ivan Turgenyev’in 1862'de kaleme aldığı başyapıtıdır. Eser nihilizm "hiççilik" konusunda yazılmış ilk roman olma özelliğini taşır; geleneksel değerlerin tümüne karşı çıkan öfkeli genç karakterin edebiyat sahnesine ilk kez çıktığı romandır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Rusya'da geçen eserde yazar batılılaşma etkisindeki gençlik ile, muhafazakâr kuşağın çatışmalarını işler.
Romandaki babalar, 1840’ların liberalleridir; oğullar genç kuşağı temsil eden "hiççi" nihilistlerdir.
1840 Rusya’sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışma romanın merkezini teşkil eder. Turgenyev "Babalar ve Oğullar"da reformist akımla, radikal akımın çatışmasından oluşan nihilizmi vurgular. Kuşakları etkileyen akımların kavgası "Babalar ve Oğullar", 19. yüzyıl Rus toplumunun gerçekçi bir portresini çizer. Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan "Babalar ve Oğullar", Rusya’daki politik tarihin önemli bir noktasına ışık tutar; eski toprak düzeninin değişmeye başladığı, serflerin özgürlüklerine kavuşturuldukları bir dönemde yaşanan kuşaklararası çatışma, fikir ayrılıklarının oluşturduğu tüm çalkantılar ustaca sergilenir; yeni ile eskiyi, muhafazakarlıkla devrimciliği karşı karşıya getirir.
Babaların değerlerine kesin bir dille karşı çıkan oğullar ve bu karşı çıkış karşısında afallayan babaların durumu tüm dramatikliğiyle aktarılır. Babalar yumuşak huylu, sevgi dolu, şefkatli,
ürkek, kibar ve alabildiğine anlayışlı kişiler olarak çizilirken ; oğullar Nihilist "Hiççilik" felsefesini savunan, hiç bir değere saygı göstermeyen, her türlü kuralı reddeden, kaba ve alabildiğine anlayışsızdır.
Eserdeki ana karakter Bazarov, zamanının inançsız, isyankâr, devrimci, reddiyeci kişiliği en iyi şekilde temsil eder.
İvan Sergeyeviç Turgenyev Rus şair, yazar, oyun yazarı, çevirmen.(1818 - 1883)
Rus edebiyatının en büyük realist yazarlarındandır.
Eserlerinde döneminin düşünsel akımlarını, toplumsal çelişkileri, Rus asilleri ile köleler arasındaki uyuşmazlığı realist biçimde yansıtmıştır.
Edebiyatı sosyal gelişmenin bir aracı olarak görmüş; roman, öykü, tiyatro türlerinde eserler vermiştir.
Turgenyev Eserleri :
Bir Avcının Notları(1852-Öykü)
Rudin(1855-Roman)
Asilzade Yuvası(1855-Roman)
Arefe(1858-Roman)
Babalar ve Oğullar (1862-Roman)(nihilizm konusunda yazılmıs ilk roman)
Tuğbay(1867-Öykü)
Ham Toprak(1876-Roman)
Duman(1870-Roman)
Bozkırda Bir Kral Lear (1870-Öykü)
İlk Aşk (roman)
12 Nisan 2020 Pazar
BALZAC "GORİOT BABA"
11 Nisan 2020 Cumartesi
GOGOL '' ÖLÜ CANLAR''
Ölü Canlar, Nikolay Vasilyeviç Gogol'un ilk cildini 1842'de tamamladığı ve bitirilememiş romanıdır. Romanın konusunu kendisine Puşkin tarafından önerilmiştir. Gogol’u yaşamı süresince ‘İnsan Ruhu’ kavramı meşgul etmiştir. Gogol’e göre ruh, insanlığın başlama noktasıdır eğer İnsan ruhu pasifleştirirse ruhun ölümünü gerçekleştirmiş demektir. Gogol, Ölü Canlar'da ruhsal boyutu Dante’nin ‘İlahi Komedya’sındaki gibi Cehennemin yaratılmasıyla aktarmayı istemiştir. Ana karakter cehennemin en derinine indirmiştir. Romandaki birçok anıştırma Dante’nin tasvir ettiği cehennemi canlandırmaktadır. Gogol alegorilere, kinayelere sık sık başvurmuştur.
Yazar, ikinci ve üçüncü bölümleri çeşitli sebeplerle tamamlayamamıştır.
Eser, 19. asır Rus insanlarına Çarlık Rusya idaresi ve anlayışına bir eleştiri niteliği taşımaktadır; 19. Yüzyıl Rusya’sını yergiler ve betimler.
Romanın anlatımında kara mizah özelliği bunmaktadır. Roman, olayları gözleyen, izleyen takip eden ve betimleyen gözlemci bir bakış açısıyla anlatılmıştır.
Eser, Rusya’da köleliğin kaldırılmasından önce toprak sahiplerinin çalıştırdıkları köylü sayısı kadar vergi ödemek zorunda oldukları gibi devletten para da alabilmelerine olanak tanıyan bir yasanın açığından faydalanarak ölmüş köleleri satın alarak devletten para sızdıran bir sahtekârı ve yaşadıklarını anlatmaktadır. Ölülerin üzerinden devletten para sızdıran bu sahtekâr ne kadar çok ölü köle satın alırsa o kadar çok para kazanmaktadır. Bunun için olabildiğince çok toprak sahibinin yanına gitmekte, onlara kendini muhim biri gibi tanıtmakta, bu sayede de onların ikram ve saygılarına mazhar olmaktadır.
Gogol, Rus köylüsünün acıklı hayatını, karakterlerin kişiliğini ince bir mizahi yergi ile anlatmıştır. Eserin sahtekâr kahramanı Cicikov, ve diğer sahtekarlıkları Rus yasalarında var olan kölelik sistemi ve sosyal yaşamından esinlenilerek kurgulanmıştır. Nikolay Vasilyeviç Gogol, ülkesindeki gündelik yaşamı, sosyal tabakalar arasındaki uçurumları, yaşam standartlarında görülen adaletsizlikleri, feodaller, sıradan köylüler ve kölelerin yaşamlarındaki tezatları, yasalardaki boşlukları realist bir yaklaşımla dönemin panaromasını başarıyla ortaya koymuştur.
Romandaki olaylar zinciri ana karakter Chichikov’un ölü canları toplarken her bir bölümde farklı bir ortam, farklı insanlar ve karakterler ile sohbetlerini, o insanların yaşama biçimlerini, hayata bakışlarını bir bir ortaya koyacak bir düzen içinde izlemektedir. Romandaki kişiler, tavırları, huyları, düşünceleri, yaşamları gibi pek çok detayı bizlere sunarken kendi çağını ve insanlarını tüm ayrıntıları ile yansıtmaktadır.
GOGOL
Nikolay Gogol, 31 Mart 1809 tarihinde Ukrayna'da dünyaya geldi.
Orta halli torak sahibi bir ailenin çocuğu olan Gogol, genel itibariyle Kazak etkisi altında büyümüştür, bu durum eserlerine de yansıyacaktır. Gençlik zamanlarında edebiyata, özellikle de şiire ilgi duymaya başlayan Gogol, genç yaşlarda yetim kalınca Petersburg'a giderek çalışmaya başlar. Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol, 1831-32 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, "Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları" isimli kitapta topladı. Bu öyküler, Rus edebiyat dünyasında Gogol’un birden parlamasına ve yazarlar arasında tanınmasına yol açar.
1835 senesinde "Mirgorod ve Arabeski" adlı eserlerini yayımlar. Bu kitaplarında halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişini işlemiştir.
Büyük komedisi "Müfettiş" isimli eseriyle bürokrasiyi alay derecesinde eleştiren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker ve tepkiler yüzünden vatanından ayrılmak zorunda kalır.
Daha sonraları "Ölü Canlar" ve "Palto" eserlerini yayınlar. Palto eseri için ünlü yazar Dostoyevski; "Hepimiz paltonun cebinden çıktık" demiştir.
Palto, dönemin hükumetinin ve aristokratların tepkisini çeker. Rus insanını aşağılamakla suçlanan Gogol'un esas amacı, eserinde halkı anlattığı şekle getiren başarısız idarecileri eleştirmekti. Bu dönemdeki baskılardan oldukça etkilenen Gogol, psikolojik olarak da rahatsızlanmaya başlıyordu.
Yazarlıkta her zaman Puşkin'i örnek almıştır. Puşkin'in ölümünden sonra ünü daha da artan Gogol, ününün artmasından sonra kendini toplumun öncüsü olarak görmeye başladı. Kendine, toplumu geliştirmek, insanlara yol göstermek gibi görevler edinir. Eskisinden daha dindar bir hayat yaşamaya başlar ve eskiden eleştirdiği kiliseyi bile över.
4 Mart 1852 tarihinde, kırk iki yaşında hayatını kaybeder.
ESERLERİ
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarcılar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları

























